HZ. SÜLEYMAN DÖNEMİNDEKİ İHTİŞAM

Ayetlerde elçilerin güzel ahlakları, samimi duaları, zorluklar karşısındaki tavırları ve ihlaslı çabaları tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma olarak tarif edilir. Allah insanlara, bu kutlu elçilerin gösterdikleri yola uymalarını, onlara itaat etmelerini öğütler. Kuran'da bu değerli ve kutlu insanlar arasında adı geçen peygamberlerden biri de Hz. Süleyman'dır. Hz. Süleyman Hz. Nuh'un soyundan gelen, kendisine Allah Katı'ndan hidayet ve yüksek ilim verilen bir peygamberdir. Kuran'da Hz. Süleyman ile ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır:

... Bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. (En'am Suresi, 84)

Allah Hz. Süleyman'a büyük bir saltanat, eşsiz bir zenginlik, cinler ve kuşlarla desteklenmiş çok güçlü ordular ve üstün ilimler lütfetmiştir. Yaşadığı topraklarda hayatı boyunca adaletle hükmetmiş, yüksek yöneticilik ve hakimlik vasfı ile farklı toplulukları hizmetinde toplamıştır. Ancak kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde Allah'a yönelmiş (Sad Suresi, 30), O'na karşı olan boyun eğici ve teslimiyetli tavrını hayatı boyunca muhafaza etmiştir.

... Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. Ve ona (İbrahime) İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. (Enam Suresi, 83-87)

Allah, Hz. Süleyman'ı İsrailoğulları'na peygamber olarak göndermiştir. Onu hidayete ulaştırmış, salih kullarından biri olarak saymış ve diğer peygamberler gibi alemlere üstün kılmıştır. Hz. Süleyman da diğer peygamberler gibi insanları, Allah'a iman etmeye, şirk koştukları ilahlarından uzaklaşmaya, Allah'ın emir ve tavsiyelerine uymaya davet etmiştir.

Allah Hz. Süleyman'ın Duasına İcabet Etmiştir

(Süleyman dedi ki:) Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin. (Sad Suresi, 35)

Yukarıdaki ayette haber verilen Hz. Süleyman'ın duasına Allah icabet etmiş ve onu Kendi Katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle desteklemiş, ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli bir saltanat, eşi ve benzeri bulunmayan bir hakimiyet vermiştir. Hz. Süleyman'ın hayatından bazı bölümlerin aktarıldığı ayetlerde bu zenginlikten, güç ve iktidardan, sahip olduğu ilimleri kullanış şeklinden pek çok detay verilir.

Hz. Süleyman Allah'ın kendisine lütfettiği tüm gücü ve mülkü, Allah'ın dinini en güzel şekilde temsil ve tebliğ etmek, Rabbimizin eşsiz ve görkemli saltanatının herkes tarafından fark edilmesine vesile olmak ve bu yolla din ahlakını yaymak için kullanmıştır. Onun bu akıl, ilim ve sanat gücü karşısında insanlar Allah'a iman etmeleri için yapılan davete daha kolay teslim olmuşlardır. Hz. Süleyman Allah'a olan bağlılığının karşılığını en güzel şekilde almış ve tüm dünyaca tanınan çok büyük bir hakimiyet elde etmiştir. Binlerce yıldan beri Hz. Süleyman'ın güç ve iktidarı, pek çok insanın gözünü kamaştırmış, çeşitli romanlara, tablolara, filmlere konu olmuştur.

Ancak Hz. Süleyman'ın sahip olduğu bu zenginlik ve ihtişamı değerlendirirken yüzeysel bir bakış açısı ile yaklaşmak büyük bir akılsızlık olur. Onun hayatında elde ettiği başarılar kimilerinin zannettiği gibi sahip olduğu ticari bilgilere, ekonomik stratejilere ve benzeri sathi unsurlara bağlı değildi. Hz. Süleyman tüm bu nimetlere Allah'a iyi bir kul olduğu, O'nu övüp yücelttiği, her hayrı Rabbinden beklediği için sahip olmuştur. Allah'a olan güçlü imanı, Allah korkusu, Allah sevgisi ve üstün ahlakı ile bu nimetlere layık görülmüştür. Hz. Süleyman'ın Kuran'da bildirilen en önemli özelliklerinden biri, hiç şüphesiz sahip olduğu üstün ahlakıdır. O, hayatı boyunca insanları Allah'ın razı olacağı din ahlakını yaşamaya davet ederken, kendisi de derin imanı ve güzel ahlakıyla onlara örnek olmuştur.

Hz. Süleyman'ın Üstün Ahlakı

Hz. Süleyman'a verilen tüm ilim ve nimetler, Hz. Süleyman'ın iktidarında önemli bir yere sahiptir. Ancak önemle belirtilmelidir ki güçlü bir orduya sahip olması, cin ve şeytanların emrine verilmesi, rüzgarların Hz. Süleyman'a boyun eğmesi ve erimiş bakır madeni gibi ilim ve nimetler ancak birer vesiledir. Kendisine ilim lütfedilen Hz. Süleyman'ın benzersiz iktidarının asıl sırrı; kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde daima Allah'a yönelmesi, O'na karşı olan boyun eğici ve teslimiyetli tavrını hayatı boyunca muhafaza etmesidir:

Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (Sad Suresi, 30)

Hz. Süleyman, putperestliğin yaygın olduğu bir dönemde yaşamış, ancak hiçbir zaman, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamıştır. Sadece Allah'ın rızasını gözetmiş ve Allah'ın dinini hakim kılmak için hiçbir insanın ya da varlığın rızasını gözetmeden ihlasla yaşamıştır.

Hz. Süleyman her konuşmasında Allah'ı zikrediyor, her kararını Allah'ın adını anarak veriyordu. Allah Hz. Süleyman'ı çeşitli olaylarla denemiş, o da her seferinde çok güzel bir ahlakla karşılık vermiştir:

"... Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır." (Neml Suresi, 40)

Hz. Süleyman sadece zorluk anlarında değil, herhangi bir başarı ya da zafer anında da aynı ahlakı göstermiş, daima tevazulu ve Allah'a karşı aczini bilen bir kul olmuştur. Elde ettiği her başarının, Allah'tan bir deneme olduğunu hemen fark etmiştir. Yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi, başarılar karşısında son derece tevazulu bir karşılık vermiştir. Bu ihlaslı karşılık, onun her türlü başarının da her türlü zorluk gibi Allah'tan bir deneme olduğunu bilmesinin bir sonucudur. Allah Hz. Davud gibi Hz. Süleyman'ı da daha önce hiç kimseye verilmemiş nimetlerle seçkin kılmış, ona Allah'a şükretmesine vesile olacak lütuflarda bulunmuştur. Hz. Süleyman bu nimetlere karşı her zaman şükredici olmuş, tevazulu ve ihlaslı davranmış, her işinde Allah'a yönelmiştir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, o, bütün nimetlerin ve üstün özelliklerin Allah Katından bir deneme olduğunu, bu nimetlere vereceği karşılıkla hesap gününde karşılaşacağını bilen ve ona göre davranan bir kuldur.

Allah onun bu samimi ve ihlaslı ahlakının karşılığını en güzel şekilde vermiş ve onu "Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır." (Sad Suresi, 40) ayetiyle müjdelemiştir. Bir diğer ayette ise Rabbimiz, onu ve babası Hz. Davud'u, "inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kıldığı"nı (Neml Suresi, 15) bildirmiştir.

Hz. Süleyman, sahip olduğu ihtişamlı malları düşünüp Allah'ı övgüyle yücelten, mala olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğunu vurgulayan bir kuldu:

... "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi, 32)

Buradaki manayı iyi düşünmek gerekir. Kuran'ın diğer bazı ayetlerinde, mal sevgisinin insanları saptırabileceği haber verilir. Örneğin Adiyat Suresi'nde şöyle buyrulur: "Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı çok katıdır." (Adiyat Suresi, 6-8) Mal ve mülk sevgisi insanların çoğunun kalbini katılaştırır ve onları dinden uzaklaştırır, çünkü ellerindeki malı kendilerinin bir kazancı zanneder, bundan dolayı kibir ve "müstağniyet" (yeterlilik hissi, Allah'a karşı muhtaç olduğunu unutma) duyarlar ve daha fazla mal edinmek için hırsa kapılırlar. Allah'a kulluk etmek için yaşayacaklarına, mal biriktirmek için yaşarlar. Bu nedenle her Müslümanın mal ve mülk hırsından uzak durması gerekir.

Ancak Hz. Süleyman kıssası bize Müslümanın mal ve mülke gafil insanlardan çok daha farklı bakacağını ve bu bilinci elde ettikten sonra mal ve mülke sahip olmanın ona Allah'ı zikretmesi için bir vesile olacağını göstermektedir. Kastedilen bilinç, tüm malın ve mülkün Allah'a ait olduğunu, O'ndan geldiğini ve yine O'nun dilemesiyle gideceğini bilmektir. Bunu bilen Müslüman, kendisine mal ve mülk verildiğinde bundan dolayı kibirlenmez veya şımarmaz. "Mallar elimden gidecek" korkusuna da kapılmaz. Allah'ın vermiş olduğu tüm imkanlara şükreder ve bu imkanları O'nun rızası için O'nun yolunda kullanır. Allah kendisine büyük bir mülk, ihtişam ve iktidar nasip ettiğinde de, bunların hepsini birer nimet ve imtihan vesilesi olarak görür, Allah'a olan saygı, korku ve sevgisi daha da artar.

İşte bu nedenledir ki, Allah'a gönülden bağlı olan salih müminler, kendilerine mal, mülk ve iktidar emanet edilmesi için en ehil insanlardır. Bunlardan birisi olan Hz. Süleyman, kimseye nasip olmayan bir iktidarı elinde tutmasına rağmen, her zaman Allah'a karşı içli ve derin bir saygı içinde olmuş ve tüm imkanlarıyla O'nun dinine hizmet etmiştir. Sahip olunan zenginlikler Allah'ın rızasını kazanacak işlerde, Allah'ın sonsuz kudretini zikretmede kullanılırsa, bu yapılanlardan Allah'ın hoşnut olması umulur.

>>>

:: ANA SAYFA ::

Diğer Siteler - Email - Üye ol

BU SİTE HARUN YAHYA'NIN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR.

www.harunyahya.org